10 Haziran 2016 Cuma

Şurimşine Kitap Yorumu

Gönderen Sibel Deliorman zaman: 08:04:00
Kitap Adı: Şurimşine
Yazar: Gülsen Kılıçaslan
Yayın: Böğürtlen yayınları
Sayfa: 524
Puanım: 3/5








   ''O dediğin şey ne demekti?''
     ''Şurimşine mi?''
     Evet, o.''
    ''Lazca; canımın içi, sevgilim demek.''

  Sina, yalnızlığının kabuğunda, adını çöl gibi ıssız bir genç kızdır. Bir partide tanıştığı Deniz ise, dalgalar kadar hırçın bir delikanlı.
  Adını bile bilmeden birlikte olduğu Deniz'in, yeni matematik öğretmeni olduğunu öğrenmesiyle Sina'nın hayatı tamamen değişir.

   Her şeye rağmen Sina'dan vazgeçmeyen Deniz, farkında olmadan ona zarar vermektedir. Sina, yeni tanıştığı sahiplenilme duygusuyla Deniz'e sığınırken, aşkları engelleri aşmalarına yardım edebilecek miydi?

  Sina ve Deniz'in yasak aşkı tüm engellere rağmen sürebilir miydi?

  ''Neden hiçbir şey olmamış gibi davranmadın?
  Öğretmenimsin, her şeyi yopk saysan daha kolay olurdu.''
  ''Yapamam. Olmuşla ölmüşe çare yok.''



  Herkese uzun bir zamanın ardından yeniden merhaba... :))) Kitabı bitireli iki haftaya yakın bir süre olmasına rağmen yorumu biraz gecikmeli oldu ama artık yaz tatilinin de gelmesiyle daha sık buralarda olacağım. :) Şimdi her zamanki gibi önce konusundan bahsedeyim sonra da kendi yorumuma geçeyim.
  Ana karakterlerimizden olan Sina daha 18 yaşında ve lise son sınıfta. Kütahya'da kız yurdunda kalıyor. Annesi ve babası ayrı yaşıyor. Annesi intihar etmesinden dolayı Ankara'da bir hastanede tedavi görüyor. Babası da başka bir kadınla evlendiğinden Sina'ya sadece maddi destek sağlayabiliyor.
Bir akşam Sina'nın oda arkadaşı olan Pelin, iki erkekle tanıştığını ve partiye davet edildiğini söylüyor Sina'yı da ikna ederek yanında götürüyor ama tanıştığı iki çocuk aslında onlara tuzak kuruyorlar. Sina'nın dikkatini partideki Deniz çekiyor ve aldığı alkolün de etkisiyle Deniz'le dans edip yakınlaşıyorlar. Partinin sonunda Sina Deniz'in kaldığı otele geçiyor daha birbirlerinin adlarını bile bilmedikleri halde beraber oluyorlar. Sabaha karşı Sina fenalaşıyor hastaneye kaldırıldığında alkolünün içine bir tür başka bir ilaç katıldığı anlaşılıyor. Sina aslında tüm o yaptıklarını o ilacın etkisiyle yaptığından çok büyük suçluluk ve pişmanlık hissediyor, her şeyin ardından yurda döndüğünde o gece Pelin'in o iki çocuk tarafından tecavüze uğradığını öğreniyor. 
  Günler geçiyor bir gün Sina derste sıradan bir şekilde hocanın gelmesini beklerken gelen matematik öğretmeni Sina'nın partide beraber olduğu Deniz oluyor. Sina tüm bunları içine sindirmeye çalışıp Deniz'den uzaklaşmak isterken Deniz'i de bir türlü unutamıyor tabii Deniz'de Sina'yı yalnız bırakmıyor. Aynı zamanda o çocuklarda Pelin ve Sina'nın peşini bırakmıyorlar ve Sina'ya Pelin'i kullanarak büyük bir tuzak kurmaya hazırlanıyorlar. Deniz Sina'yı bu tuzaktan kurtarıyor ama artık tehlikeli bulduğundan onu yurtta yalnız başına bırakmak istemiyor ve onu evine alıyor. Ne kadar birbirleriyle inatlaşsalarda birbirlerine aşık oluyorlar. Ama aralarındaki sorunlar bir türlü bitmiyor. Beraber yaşamalarının ardından olaylar daha da gelişiyor hikaye de buradan sonra başlıyor... Şimdi dilerseniz benim kitap hakkındaki düşüncelere geçelim. :)




  Ben kitabı sevemedim... Bende bir öğretmen adayı olarak öğrenciyle bu şekilde olan bir ilişkiyi doğru bulmadım. Deniz zaten bir öğretmen gibi değildi çok yakışıklı bir karakter olduğundan sınıfındaki kızlar onu çok beğeniyorlardı ve Deniz Sina'yı kıskandırmamak adına kız öğrencileriyle tam ilgilenmiyordu, bence böyle bir ilişki olmuş olsa bile Deniz'in öğretmenlik görevini yerine getirmesi gerekiyordu. Aslında benim açımdan hiç bir şekilde kabul edilir bir şey değil bu öğretmen ve öğrenci ilişkisinin bu şekilde konuya alınması. 
  Kitabın dili çok amatörceydi, sanırım yazarın ilk kitabı olmasından kaynaklanıyordu. Bazı bölümler gereksiz şekilde uzatılmıştı. Duygu betimlemeleri tam olarak beni o duyguya katamadı. 
  Olaylara baktığımda tek bir olay vardı oda Sina ve Deniz'in beraber kalmasıydı onun dışında olaylar gelişmedi heyecanlanamadım kitabı okurken. 
  Sina karakteri pasifti Deniz ne isterse ona uyuyordu. Deniz karakteriyse aşırı derecede baskın bir karakterdi ama her şeye rağmen okulda öğretmenken öğrenciymiş gibi olması, mesleğinin ağırlığını verememesi benim canımı çok sıktı. Resmen çocukla çocuk oluyordu. Deniz'in bir piskopat mı yoksa bir öğretmen mi olduğunu anlayamadım kitap içerisinde. Ayrıca Deniz'in, Sina'nın babasından intikam alma şekli beni çok fazla kızdırdı hiç bir şekilde yaptığının affedilebilecek yanı yoktu, hatta hiç bir adamlıkta böyle bir şey söz konusu bile olamazdı ama Sina'nın onu böyle büyük bir hata karşısında affetmesi, kendisinin ne kadar basit olduğunu bir kez daha gösterdi, ben kendisine olan saygısını bir daha kazanamayacak olduğunu o olaydan sonra kesinleştirmiş oldum.
Kitabın konusu çok basitti, konuşmalar çok basitti, gelişen olaylar daha da basitti. 
  Matematikçi serisinin de ilk kitabı bu kitap. Şimdi Şurina diye bir kitabı daha çıkıyor onu da almayı düşünüyorum hem başladığım seriyi bitirmek adına hemde yazarının dilinin, betimlemelerinin daha da iyi olduğunu Deli adlı kitabından da bildiğim için onu da alıp okuyacağım.
  İkinci çıkacak olan kitapta olayların şekli daha da değişeceği söyleniyor.
Benden bu günlük bu kadar, bir başka kitap yorumunda bir araya gelmek dileğiyle iyi günler ve iyi okumalar diliyorum hepinize... Hoşçakalın. :)


  ''Geceyle gündüz gibiydik. Hem birbirimiz olmadan diğeri olamazdı hem de beraber olamazdık. Zaten isimlerimiz bile ilginçti. Onunki kurak bir çölün adı, benimki engin su kütlesi... Ya o beni yakıp kavuracak ya da ben onun ızdırabını söndürecektim.''

 '' O yanımda olduğu zamanlar, içimdeki yalnızlığı bulamıyordum. Karanlığımsa mavi ışıklar tarafından bertaraf edilmişti.''

 ''Benim bu dünyam, ahiretim, cennetim, cehennemim...
  Her şeyim o olsun istiyorum.''

 ''İnsan en çok kendine kızınca sinirleniyordu.''

0 yorum:

Yorum Gönder

 

Frambuaz Tadında Template by Ipietoon Blogger Template | Gadget Review