28 Temmuz 2016 Perşembe

Keşke Senden Nefret Edebilseydim Kitap Yorumu

Gönderen Sibel Deliorman zaman: 12:33:00

Arka Kapak

Ben seni görmeden önce sen beni gördün.
Bir kız: Gemma, havalimanında, ailesiyle
tatile çıkmak üzere.
Gözlerinde öyle bir bakış vardı ki
Bir adam: Ty, salaş, bronz tenli, olgun görünümlü, nedense tanıdık, gözleri buz gibi mavi.
Sanki beni istiyormuşsun gibi.
Kız ailesinden uzaklaşıyor. Bir anlığına. Adam onun kahvesinin parasını ödüyor. Ve içine ilaç atıyor.
Hem de çok uzun süredir.
Gemma ne olduğunu anlamadan Ty onu alıp götürüyor. Kumlara ve sıcağa. Boşluğa ve kimsesizliğe. Hiçliğe.
Ve onu sevmesini bekliyor.
Kurbanın, kendisini kaçırana yazdığı bir mektup olan Keşke Senden Nefret Edebilseydim Gemma'nın hayatta kalmaya dair ümitsizlik dolu öyküsü. Gemma'nın bedenini çalan Ty, genç kızın içinde çığlık atan tüm içgüdülere rağmen kalbini de çalmayı başarabilecek mi?


Kitap Konusu

  Merhaba arkadaşlar. :) Uzun zamandır merak ettiğim bir kitabı daha okuyup bitirdim... Yine önce konusundan bahsedip sonrasında da kendi düşüncelerime geçeceğim.
  Gemma 16 yaşında bir kız. Bir gün ailesiyle beraber seyehat etmek için Bangkok Havalimanında beklerken kahve almaya doğru gider ve orada Ty adında bir genç Gemma'nın kahvesini öder. Gemma için çok tanıdık gelen bu genç, Gemma'yı kendi oturduğu masasına davet eder ve orada kaçırır. 
Onu sadece ikisinin olduğu bir çöle götürür ve Gemma'nın onu sevmesini bekler. 
  Gemma elinden gelen her fırsatta kaçmaya çalışır fakat başarılı olamaz, bulunduğu kadere razı olmaya başlar. İlk zamanlarında çöldeki günlerini Ty'den korkarak geçirir, bir fırsat bulup Ty'nin onu öldürmek istediğini düşünür fakat Ty düşündüğünden farklı birisidir. Ty'i tanıdıkça ona karşı farklı hisleri oluşmaya başlar. Gemma çöldeki hayatına da artık alışmaya başlayıp, günlük işlerini yapmaya alışmışken olaylar bambaşka şekilde gelişir. 
Konusu bu şekilde olan kitaba birde benim gözümden bakalım dilerseniz. :)

Kitap Yorumum

  Kitap Gemma'nın Ty'e yazdığı mektuplardan oluşuyor. Çok farklı ve çokta güzel bir kitaptı. Stockholm sendromu çok güzel yansıtılmıştı. Kaçırıldığındaki o hissettiği duyguları ben okurken birebir hissettim. Gemma'nın çırpınışları, içine düştüğü o çıkılmaz durumu çok güzel anlatılmıştı. Okurken aynı zamanda yaşatan kitaplardandı.
  Karakterlerimizden Ty, hasta bir kişilikti. Takıntılı durumu vardı. Tabii bunu çocukluğunda geçirdiği kötü olaylara da bağlayabiliriz. Buz mavisi gözleri, kaslı vüduduyla aynı zamanda da yakışıklı bir karakterdi. Çöldeki yaşadığı evi kendisi yapmıştı ve su işleri gibi bir çok ustalık gerektiren işlerden de anlıyordu yani aslında çölde nasıl yaşanması gerektiğini çok iyi biliyordu. Kendisini oraya çok güzel şekilde adapte edebilmişti. Şehir hayatını hiç sevmiyordu, çocukluğundan beri yaşadığı ortam çöl olduğundan oraya alışıktı zaten. Gemma'yı da kaçırmış olmasına ve istemediği bir hayatı yaşatmasına rağmen kendisini sevmesini bekliyordu. 
  Gemma ise kaçırıldığı sabaha uyandığında bambaşka bir hayatta, bambaşka bir yerde buldu kendisini. Orada kaç gündür olduğunu anlamak içinse, yatağının başına her güne bir çizgi atıyordu. Ty'e hiç güvenemiyordu, onu bir şekilde öldüreceğini düşünüyordu. Muhteşem bir karakterdi Gemma, sanırım o durumda ben onun kadar güçlü kalamazdım.Yaşadığı duyguları okuyan olarak çok içten anlıyordum. 
  Bir yandan Ty'nin ruhsal hastalıklı kartakteri, diğer yandan da Gemma'nın artık ona sığınmak isteyen duygu karışıklığı olan karakteri arasında çok kefiyli bir okuma yaşatıyordu kitap bizlere.
Gemma'nın Ty'e alışmak isteme süreçleri çok güzeldi. Aslında o ortamda, o koşullarda olmasalardı kesinlikle birbirlerine çok yakışan çift olurlardı. 
Bazı kitabın eleştirilerinde sonunun eksik kaldığından bahsediliyordu. Bence sonu ucu açıktı sizin hayalinize bağlıydı. Ama yinede aslında o sondan da her şey anlaşılabiliyordu. 
  Kitabı kesinlikle herkese tavsiye ederim. Aşk kitabı diye alırsanız yanılırsınız, elle tutulur bir aşk yoktu. Kitap yukarıda da belirttiğim gibi Stockholm sendromu konu alan bir kitaptı... Zaten bu sendrom da sonlara yaklaştığımızda kendisini belli ediyordu. Psikolojik durumlara daha çok ağırlık verilmişti. 
  Kitabın adı da tam işlediği konuya yakışan olmuş. :)) 
Benim kitap hakkındaki düşüncelerim bu kadardı. Umarım sizde okuyup beğenirsiniz. Şimdiden keyifli okumalar diliyorum hepinize. Bir başka kitaplarda görüşmek üzere... Hoşçakalın.

1 yorum:

Yorum Gönder

 

Frambuaz Tadında Template by Ipietoon Blogger Template | Gadget Review